Yerli ve milli yazılım ne demek?

  • Ben “yerli ve milli yazılım” kavramı kullanılırken, bunun doğru tanımlanması düşüncesindeyim.
/documents/blog_yazilari/yerlinedemek2.jpg

NATO’ya girdiğimiz günden beri stratejik müttefik olarak kabul ettiğimiz ABD ile şu sıralar yaşadığımız sorunlar, ABD menşeli küreselleşmiş birçok yazılımı kamu ve özel sektörde yoğun bir şekilde kullanan bizler için, “yerli ve milli yazılım” söyleminin yeniden ve daha güçlü bir şekilde ortaya çıkmasına neden oldu.

Ben “yerli ve milli yazılım” kavramı kullanılırken, bunun doğru tanımlanması düşüncesindeyim. Bu tanımın doğru yapılması ve dünyada yaygınlaştığı için doğal olarak ülkemizde de kullanılan ürün ve platformlara topyekün karşı çıkılmasından önce, “Biz 80 milyonluk ülkeyiz, neden şimdiye kadar bu küresel yazılımların alternatiflerini ya da daha iyisini üretemedik, neden kolaycılığa kaçarak üretmek yerine sadece tüketmeyi seçtik, teknolojiyi üreten değil, kullanan ülke haline nasıl geldik, bundan sonra üretmek için neler yapmalıyız, küresel yazılımlar hangi ortamda ve nasıl gelişti, bu yazılımlardan ve bunları üretenlerden öğreneceğimiz, ders alacağımız neler var?” sorularına odaklanmamız uzun vadeli ve sürdürülebilir politikalar geliştirmek açısından daha faydalı olacaktır.

Ben yerli ve milli yazılımı, “Türkiye’de kurulan ve TC vatandaşlık numarasına sahip ortakların ağırlıklı hissedar olduğu, ya da yerel borsalarda ağırlıklı olarak halka açık olan şirketler veya TC vatandaşlık numarasına sahip bireylerin kurduğu açık gruplar tarafından üretilen özgün yazılımlar” olarak değerlendiriyorum.

Şu anda ülkemizde yaygın kullanılan yazılımların hepsi küresel oldukları için ülkemizde de faaliyet gösteriyorlar. Biz de ürettiklerimizle küresel olmayı hedeflemedikçe küresel rakiplerimiz ölçek ekonomisi oluşturdukları için onlarla rekabet edemeyiz. Küresel yazılımlar çıkardıkça da katma değerli ekonomik modele geçişimiz hızlanır, sıcak para ekonomisinin getirdiği fırsatçı hamlelerden doğan travma ve krizlerden daha az etkilenme zeminimiz olur. 

Yerli ve milli bir şirket tarafından üretilen yazılımların üretiminde TC vatandaşlarının dışında, küresel uzman envanterinden faydalanmasında bir sakınca yoktur. Küresel şirketler nasıl ülkemize gelip kendi lisans satışlarını destekleyecek şekilde teknolojilerinin uyarlanmasını sağlayan yerel insan envanterini kullanıyorlar, ve bu envanterden son yıllarda giderek yurtdışı işlerinde de faydalanma yoluna gidiyorlarsa, bizim de “insan kaynağımız neden yurtdışına kaçıyor?” sorusunun cesaretle üzerine gidip, kendi insan kaynağımızı geliştiren, hatta yurtdışı insan envanterini cezbeden kamu politikalarıyla, teknoloji üreticisi konumuna geçebilmemiz gerekir. Bunu yaptığımızda, en değerli insan kaynağımızı küresel şirketlerin teknolojilerini “uyarlayan” konumunda olmaktan kurtarır, “özgün teknoloji üreten” konuma yükseltebiliriz. Bu şekilde yeni teknolojilere dayalı özgün ürün ve platformlar üreten şirketlerimizin sayısı fazlalaşacak, ayrıca büyüyüp zenginleşeceği için, istihdam ettiği kaynaklara daha iyi şartlar ve kariyer hedefleri sunabilecek, böylece yetiştirdiğimiz uzmanları elde tutma imkanımız artacaktır. İçerisinde bulunduğumuz kısır döngüyü ancak bu şekilde kırabiliriz.

“Yazılım Üretimi” derken, 3 konuyu birbirleri ile karıştırmamalıyız. İnovasyona dayalı ürünler ile küreselleşmek ayrı bir konudur, ithal ikamesi ürünler üretmek ayrı bir konudur, ulusal güvenlik açısından bakarak bazı stratejik ürünleri yerli kaynaklarla ve yerinde üretmek ayrı bir konudur. Bunların farkı tam ortaya konulamazsa, kamu politikaları da bu farklı alanları destekleme konusunda doğru yönlendirilemez.

Konulardan birincisi olan inovasyona dayalı rekabette; siz 100 konuda ARGE yaparsınız, ama bunlardan ancak üç-beş inovasyon, ve iyi şartlarda belki 1 icat yapar, ve “dünyada bir ilk” niteliğinde olan ürünler çıkararak küresel rekabet avantajı elde edersiniz. Bunlara MacOS, Office, WhatsApp, Google vb popüler örneklerin yanısıra dünyada niş alanlarda öne çıkan sayısız yazılımı örnek verebiliriz. Aslında bu ürünlerin büyük çoğunluğu “dünyada bir ilk” değildir, ama ticari bir modeli küresel modele ilk onlar evirebildikleri için, büyük başarıya ulaşabilmişlerdir.

İkinci konu; cari açığınızı kapatmak amacı ile, küresel yazılımcılara ödediğiniz büyük lisans ücretlerinden, ya da reklam bütçelerinden tasarruf etmek istiyorsanız, “dünyada bir ilk” ürün, platform ya da ticari model yapmak zorunda değilsiniz. Küresel ürünlerin benzerlerini yerli şirketlerin imkanları ile geliştirip ithal lisansların yerine koyabilirseniz, döviz çıkışınızı azaltır, ülkenin toplam nakit akışına pozitif katkı sağlarsınız. Buna ithal ikamesi denir. Yeterli sayıdan çok uzak da olsa, bu konuda son yıllarda alınan bir yol var. Terörle mücadelede büyük avantaj sağlayan Bayraktar SİHA ve İHA’ların başta yazılımları olmak üzere tüm stratejik unsurları, bildiğim kadarıyla yerli ve milli olarak üretilmektedir. Turkcell’in BIP’i bu ürünlere başka bir örnektir, son dönemde benim de dahil olduğum birçok sohbet grubu WhatsApp’den BIP’e geçiş yapmaktadır. Aynı şekilde, Tübitak desteği ile ARGE’si yapılan Unigate İçerik Yönetim Sistemi, ileri teknolojisi, güvenlikli, yüksek performanslı, yalın mimarisi, uygulama kolaylığı gibi nedenlerle yerel pazardaki Sharepoint gibi yüksek maliyetli ve karmaşık mimariye sahip küresel rakiplerine karşı başta THY olmak üzere yerli, yabancı, yabancı ortaklı yüzlerce büyük kurumda başarıyla uygulanabilmiştir.

Milli politikalara destek vermek istiyorsak, ikame ürünlerin ilk planda küresel ürünler kadar iyi olması beklenmemeli, ürünün temel işlevleri karşılamasına öncelik verilmeli ya da temel işlevlerin karşılanması için nelerin eksik olduğu saptanmalıdır. Ayrıca mimari ve teknolojisinin yeni, gelişime açık ve açık kaynak kodlu sistemlerle uyumlu olduğuna dikkat edilmelidir. Yaygınlaştıkça, müşterileri arttıkça alınan geri bildirimler sayesinde ürün geliştirilecek, ve mükemmelleşecektir.

Üçüncü olarak; ulusal güvenlik konusu vardır ki, bunun farklı bir yaklaşımla ele alınması gerekir. Ülkemizle ilgili stratejik verilerden bahsediyorsak, bu konuda kısa vadeli aksiyonlar almamız mümkündür. Yazılım dünyasının hızla bulut platformlara evrildiği bir ortamda, stratejik verilerin yurtiçinde kalması konusunu emniyete almak için yapılması gereken ilk hamle, verilerin tümüyle yerli ve milli tanımına uygun kurumlara ve hizmet sağlayıcılara ait veri merkezlerinde tutulmasını sağlamaktır. Bu yetmez, bu veri merkezlerinde çalışan uygulamaların yerli ve milli kuruluşlar tarafından üretilmesi ve (eğer kapalı kaynak koduna dayalı küresel veri tabanlarının arka kapıdan veri aktarımı yaptığından kuşku duyuluyorsa) açık kaynak kodlu veri tabanları üzerinde toplanmasıdır.

Son dönemde Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından devreye alınan “Defter Beyan Sistemi”, aslında bahsi geçen konulardan üçünü de bir şekilde kapsayan, yeni teknolojilere dayalı bir KOBİ dijital dönüşüm platformudur. Defter Beyan Sistemi, mali verilerin beyanında “defteri özelde tutup yekünleri maliyeye beyan etme” bazlı yaklaşımı, “işlem bazlı mali veri girişine” çevirmesi ve defter tutmayı ortadan kaldırması itibariyle mali alanda dünyada gerçekleşen ilk uygulamadır, bir süreç inovasyonudur. Sistemde tüm veriler açık kaynak kodlu veri tabanları üzerinde ve Gelir İdaresi Başkanlığı’nın bünyesinde barındırılmaktadır. Tüm KOBİ’lerin kullanımına aşama aşama açılmakta olan sistem, yeni nesil teknolojilere ve kullanıcı deneyimine uyumlu olarak tümüyle yerli ve milli kaynaklarla üretilmiştir ve yurtdışına herhangi bir yazılım lisansı parası ödenmemiştir.

Burada verdiklerim dışında birçok başka örnek, yerli yazılım şirketlerimiz tarafından üretilmekte ve uygulanmaktadır. Ben sadece yakın bildiğim, takip ettiğim birkaç tanesine bu yazıda yer verdim. Ülkemizde yukarıda sözü edilen olan 3 konuda da uygulama yapabilecek yetkinlikte çok sayıda yazılım şirketi ve yazılım mühendislerimiz bulunmaktadır. Yapılması gereken, kısa-orta-uzun vadeli kamu politikalarıyla bu değerlerin önünün açılarak potansiyellerini doğru kullanmalarını sağlamaktır.

Yerli ve milli yazılım tanımını yaptıktan sonra, bundan sonraki birkaç yazımda, yerli ve milli yazılımlarının önünün nasıl açılabileceği konusuna değinmeye çalışacağım.

İhsan Taşer

Managing Director at Medyasoft & Angel Investor

Grup Şirketlerimiz